"Yigitler diyari" namiyla taninan ilimizde bir sarsinti olmustu geçtigimiz yillarda...
Öyle büyük siddette bir deprem degildi aslinda, ama hastanede yüzlerce yarali vardi.
Önce binalar yikildi sanilmisti. Oysa önemli bir enkaz da yoktu.
isin asli sonradan anlasildi: "Deprem" lafim duyan "yigitler" evi barki, çoluk çocugu ortada birakip kendilerini balkondan atmislardi. Önemsiz bir sarsinti, evleri degilse bile, asirlik karizmalari yerle bir etmis, "yigitlik" namini ayaklar altina almisti. Toprak degil, insanlarin birbirlerine inançlari sarsilmisti. Deprem olsa bu kadar yikilmazlardi. 2003 yilinin ilk aylarinda böyle sarsildi Türkiye...
Hükümet degisimi, Kibris'ta çözüm umudunun yitirilmesi, Avrupa Birligi üyeliginin tehlikeye girmesi ve nihayet Irak krizi artçi sarsintilar gibi salladi ülkeyi... Son darbe, Amerikan-lngiliz koalisyonunun Irak saldirisi oldu. Depremin merkez üssü Türkiye degildi gerçi, ama tipki deprem yemis illerde oldugu gibi çok sayida "yarali"ya mal oldu. Etkisi önümüzdeki yillara yayilacak büyük bir zihni zelzeleydi bu... "Dogu" ve "Bati" imgelerinin, globallesmenin, yeni dünya düzeninin, Türk-Amerikan iliskilerinin, Türkiye'nin Ortadogu'daki yerinin, Islamcilikla-Amerikancilik arasinda sikisip kalmis bir hükümetin sorgulandigi yaman bir depremdi. Öyle ki, daha sarsinti bitmeden kimin ne oldugu çikti ortaya; inançlar göçtü, ilkeler tarumar, karizmalar yerle bir oldu. Savasin alevi sadece Irak'i degil, Türkiye'deki degerler sistemini de kavurdu. Savasa karsi görünüp savastan para kazanmaya çabalayan müteahhitler, "Amerika kizacak, paramizi kesecek" diye katliama göz yuman sirketler, "Savas olasiligi arttikça borsa yükseliyor" diye neselenen...
2.3-)İNDİR
Yorumlar
Yorum Gönder